Safevi sarayının başmimarı Tebrizli mimar ali, şah ismailin çaldıranda yenilmesini ve osmanlıların safevi devlet başkenti Tebrize girmesini müteakip, yavuz sultan selim, müslüman bir ülkeyle savaşmak istemeyen yeniçerilerin muhtemel isyanın önlemek amacıyla Tebrizi boşaltırken, safevi ordusunu dağıtmayı kaçırmış olsa da eli boş dönmesin diye Tebrizin önde gelen ve en becerikli iş adamlarını, zanaatkarlarını ve alimlerini, başkenti İstanbula

götürmek istemiştir.

İşte, osmanlı sarayında “acem alisi”, “esir ali” veya “tebrizli mimar ali” diye bilinen ve 1519 yılında osmanlı baş mimarı yapılan mimar tebrizli ali yavuz sultan selim tarafından İstanbula götürülen binlerce zanaatkardan biridir ki geri kalan 20 yıl ömrü boyunca osmanlı genelinde bir çok yapıta imza atmıştır.

Tarih kitaplarında sözkonusu tebrizli zanaatkarların sultanın izniyle İstanbul çarşısının bir köşesinde kendilerine özel bir çarşı yaptıkları ve burada İstanbul halkı atarafından işlerinde deneyimli, becerikli ve kaliteli olduklarından dolayı iyi karşılandıklarını yazmaktadır.

Sözkonusu Tebrizli zanaatkarların İstanbul ve osmanlı sanat, zanaat ve bilimsel gelişmesindeki rolü, fethi müteakip 60 yıl boyunca, osmanlı sultanlarının İstanbulu, bütün çabalarına rağmen fetihten önceki muhteşem haline kavuşturamamasında, bu yetmezmiş gibi, 1509 yılındaki büyük depremin yol açtığı yıkımdan anlaşılmaktadır. Kartal, Aşık Çelebiden naklederek şöyle yazmaktadır: “sözkonusu insanların sultan selim tarafından İstanbula göç ettirilmesinde etkili olan önemli bir neden de, osmanlı sanatkarlarını yerinde eğitmek ve fatih sultan mehmedin gayretlerine rağmen hala yaygın olan acem bilim ve sanatlarına karşı, osmanlı şiir, kültür ve zanaatlarını geliştirmekti...”. (Dede ile torunun medeniyet yolculuğu, Ahmet KARTAL, s.: 88)

Tebrizli zanaatkarların topluca İstanbula götürülmesi olayı, Tacüttevarih yazarı Hoca Sadeddin tarafından şöyle ele alınmıştır: “yer yüzünün padişahı dokuz günden artık gönül alıcı Tebriz topraklarında beklemeyup, zaferleri rehber edinen ordusunu kış soygucuncusundan korumak içün dönüş yoluna girdi... öte yandan sanatsever padişah bu ülkede yaşayan sanatçılardan ve önde gelen anlı şanlı beglerden bin kadarını seçerek ev halkları, mal ve eşyaları ile birlikte İstanbula göçürdü. Bu yolculukta uluğ beglerden birini de, oları koruyup götürmek içün memur etti. Onlara da yolculukta ne gerekirse, at, katır, eşek, bütün ihtiyaçlarını, ücret ve yol harçlarını da verdirdi. Bunlar orada öyle ilgi gördüler ki bu konuklukta eski dostlarını, yurtlarını unutmakla yerildiler.” (Kartal, S. 323)

Hadidi de bu olayı şiir olarak yazmıştır:

Yazup her cins edna, evset, âla

Sürüp ala ve evset kalur edna

Cemi-i hacegi ve pişekarı

yazup İstanbula sürdi buları

Koşup kullar sürer İstanbula tez

Kola bir kuşede bazar-ı tebriz

Karamanı sürüp sultan muhammed

ki firdevs-i ala ana cayi müebbet

Onlara çarsu etmişti bünyad

ki bazar-i karaman ordilar ad

Şahun İstanbula ba un bari

budur evvel seferde yadigarı

Sürüp tebrizi istanbula abad

idup bazar-ı tebriz etti bünyad

Aduyi kahredup döndü şehenşah

Amasiyye diyarına tutup rah

Dokuzyüz hem yigirmi yıl nebinin

bu fethe tarih oldu hicretinun (Kartal, S. 324)

(Aşağı, orta ve yüksek seviyelileri listeleyip, yüksek seviyeleileri sürmüş, alçak seviyeleileri bırakmıştır- Cümle hocaları ve zanaatkarları listeleyip İstanbula sürdü- Yanlarına memurlar koşup hemen İstanbula doğru gönderdi, ki ola bir köşede tebriz çarşısı- Sultan Muhammed ki cenneti âla her zaman için ona mekan olsun, karamnı sürmüş ve onlara İstanbulda karaman çarşısını diktirmişti- sultanın ilk seferde buydu getirdiği yadigar – Tebrizlileri İstanbula sürüp, tebriz çarşısını yaptırdı- düşmanları kahredip, geri döndü ve Amasyaya doğru yola koyuldu- 920 hicri yılı bu fethin tarihidir)

(acem alisi ve esir ali olarak da bilinen) safevi devletinde “nazır-i ustadan” olan Tebrizli mimar ali, İstanbulda, anadoluda ve balkanlarda bir çok sayıda mimari esere imza atmış, her şeyden önemlisi ise, ilhanlılar, selçuklular, karakoyunlu ve akkoyunlular vs. dönemlerinde yüzyıllar boyunca gelişen Tebriz mimarisinin osmanlı mimarisinin ayağını oluşturmasına büyük katkı sağlamıştır. Osmanlı mimarisinin ve özellikle acem alinin halefi mimar sinanın eserleri olarak bilinen onlarca eserin, mimar alinin sultan selim camii gibi eserlerinden esinlendiği, daha da ileri gidilerek, mimar sinanın aslında tebrizli mimar alinin yolunu izlediği ve onun mimari planını genişlettiği ve geliştirdiği, günümüzde tüm mimari tarih araştırmacıları tarafından onaylanmaktadır.

Acem alisi 1537 vefat etmiş, İstanbul şehremini de kendi yaptırdığı oldukça mütevazi bir camiin bahçesine gömülmüştür.

Bulgaristan- Sofyada gazi seyfeddin camii, Manisada sultan camii, Trabzonda hatun camii, Konyada sultan selim, Çorluda süleymaniye, Tekirdağa bağlı saray beldesinde ayas paşa camii, İstanbul- fatihteki bali paşa camii, Eyüpte cezeri paşa camii, Sütlücede piri mehmet paşa camii, Saraybosnada hüsrev paşa camii ve top kapı sarayının bab-üsselam kapısı Tebrizli mimar alinin eserlerindedir.

Tebriz belediyesi tarafından Acem alisi için, muhtemelen 2018 son aylarına denk gelebilecek olmak üzere ileride bir sempozyumun yapılması planlanmaktadır.

 

Resul DAĞSAR- Mayıs 2018

E-posta:This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

 

1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 Rating 4.83 (3 Votes)

 

Merhaba! hoş geldiniz. İranda ticaret yapmayı, pazar araştırması yapmayı/yaptırmayı ve gezmeyi düşünüyorsanız, doğru yerdesiniz. tekrar hoş geldiniz...